2 Mayıs 2018 Çarşamba

Hadi!



Sanırım doğduğumuz için ne kadar mutlu olunuyorsa öldüğümüz an içinde sevgiyle hatırlanmak, o şekilde uğurlanmak hepimiz için bütün para birimlerinden de öte çok değerli.
Her şeyin sevgiyle başladığına, büyümesine daha da iyi yerlere gelmesine neden olan tek şey sevgi. Ve onu tutkuya çeviren AŞK!
Galiba milyonlarca cümle yazdırabilen tek şey de o insana.. Garip bize bütün güzellikleri sunarken en büyük acılara da sebep olabilen. Bulunca en kıymetlisi kaybedince en hüzünlüsü olabilen. Utanmanın en güzel en alımlı hali. Başını döndürebilen, nefesini kesen!
Ne zaman arasam gökyüzüne baktıran. Hiç olmayan deniz kokusunu bile hissettiren. Yağmur yağdığında pencereden süzülen damlalarda aradığın tarifsiz ama tarifli . O anlamsız his. Hep sol yanında hissetmek istediğin ama cesaretini kırdıran sonra bir cesaret tekrar hayata adım atmanı tutunmanı sağlayan.
Arkanı dönüp gitmene rağmen hep kaldığın. Gitsen de hep yanında olduğunu hissettiren. Bir gün aynı şehirde, aynı sokakta adım atacağını anlamanı sağlayan o his.
Nasıl bırakabilirsin? Nasıl arkanı dönebilirsin ? Nasıl içinde hissettiğin onca şeye hoşcakal diyebilirsin. Bir yerden sonra bütün sözlerinin bile anlamsızlaştığı ve cümlelerinin bile bittiği yere getirir seni aşk.
Sen hep o büyülü toz pembelerin arasında hiç siyahlar düşünmezken seni kopkoyu siyahlarla baş başa bırakır. Ve sen hiç bitmeyecek sandığın anlarla yapayalnız kalırsın. Hayat aslında bunları yaşarken sana gösterir ve sen inadına anlamak bile istemessin. Kalbin deli gibi atarken hiç aklına gelir mi gözyaşları? Hiç yastığa başını koyarken canının bu derece yanacağını aklına getirebilir mi hayat?
Vazgeçiş, kaçış hatta çok daha fazlasına yer bu yüzden var hayatta. 
Her his içerisinde onlarca acı barındırır. Ve hiç bir mutluluk tam anlamıyla acılardan geçmedikçe anlamlı olmaz. Sadece bazı anları yaşarken daha zor nefes alırsın ama bilirsin ki yolun sonunda derin bir nefes alacağın anlar hep gelir..
Onu yakala, hadi!

Hiç yorum yok: